Başkentimizi Tanıyor Musunuz? | Emre Akkaya

Başkentimizi Tanıyor Musunuz?

Denizi olmaması herkesin içine dert olmuş bir kent: Ankara.

İstanbul gibi adına tonlarca şiir ve şarkı yazılmasa da bazı şairlerin ve söz yazarlarının dikkatini çekmeyi başarmış kendisi.

Seven gerçekten deli gibi sever bu şehri, sevmeyen de zor tahammül eder. Bana kalırsa, ben tarafsız kalıyorum bu konuda. Çünkü Türkiye’de pek çok yeri gezdikten sonra burada gelip yaşamak biraz zor geldi bana açıkçası.

“Ankara’da gezilecek neresi var ki ya?” dediğinizi duyar gibiyim. Ankara’da gezilecek yer çok aslında. Ama Ankara’daki insanların gezmeye vakti yok. Daha doğrusu gezmek buradakiler için biraz ikinci belki de üçüncü planda kalıyor diyebilirim. Klasik “Memur Şehri” özellikleri…

Evet, kesinlikle “Gri Şehir” burası dedikleri gibi. Yüksek yüksek kurulmuş devlet dairelerinin verdiği resmiyeti havasında hissediyorsunuz zaten.

anıtkabir_emreakkaya

Hadi biraz Ankara’yı gezelim. 🙂 Geziye ilk olarak en sevdiğim yer olan Anıtkabir’den başlamak istiyorum. Evet, gerçekten bu konuda diğer illerden daha şanslı olduğumuzu söyleyebilirim. Milli Bayramlar ve özel günler haricinde canımız her istediğinde gidebildiğimiz Ulu Önder’in mezar anıtı Tandoğan’da, yeni adıyla Anadolu’da yer alıyor. Ankaray ve dolmuşla buraya kolaylıkla ulaşım sağlayabilirsiniz. Araç girişi ve yaya girişi bulunan Anıtkabir’i ziyaret ederken ben genellikle araç girişini kullanıyorum. Çünkü yaya girişini kullandığınızda direkt mozolenin bulunduğu avluya geliyorsunuz; oysa araç girişinden yürüdüğünüzde Aslanlı Yolu, Aslanlı Yolun başındaki kuleleri de görmüş oluyorsunuz. Mozoleden sonra da buralara gezebilirsiniz tabi ama Aslanlı Yolun başından geziye başlamak daha güzel oluyor bence. Mozolenin önüne Ata’nın en sevdiği çiçek olan karanfillerinizi bıraktıktan sonra Anıtkabir’in müzelerini gezebilirsiniz. Gerçek mezar odasının gösterildiği ekranın önüne geldiğinizde görevliler tarafından yapılan anlatımı mutlaka dinleyin. Tüyleriniz diken diken olacak. Buranın kafeteryasından aldığınız çayı ve kahvenizi Ay-Yıldızlı bayrağımızın manzarasında yudumlayabilirsiniz. Ayrıca Türkiye Cumhuriyeti’nin 2. Cumhurbaşkanı İsmet İNÖNÜ’nün de mezarı Anıtkabir’de mozolenin tam karşısında yer almaktadır. Bir kez daha Mustafa Kemal ATATÜRK’ü, silah arkadaşlarını, bu ülke için canını vermiş şehitlerimizi saygıyla anıyorum.

ankara_hamamönü_emreakkaya

 

Ankara’da gitmekten en çok keyif aldığım ikinci yer ise Hamamönü’dür. Adını arkada tarafından bulunan Karacabey Hamamı’ndan alan Hamamönü, 12-13 yıl öncesine kadar viraneydi diyebilirim Altındağ Belediyesi tarafından restore edilen bu tarihi mekân, Ankara halkının yanı sıra yerli ve yabancı turistlerin de oldukça ilgisini çekmektedir. Safranbolu, Cumalıkızık, Kastamonu, Odunpazarı, Beypazarı gibi ülkemizde pek çok yerde örneğini bulabileceğimiz, Klasik Osmanlı Mimarisini yansıtan konaklar Hamamönü’nde de mevcut.

Bu konaklar genelde kafe veya hediyelik eşya dükkânı olarak kullanılmaktadır. Bazı konaklarda hala ikamet edenler mevcuttur. Saat Kulesi, tarihi kapılar ve duvarlara monte edilmiş saksıdaki çiçekler özellikle kızların ilgisini çekmekte ve burada çekindikleri fotoğraflar sosyal medya hesaplarını süslemektedir. 🙂 Mehmet Akif ERSOY’un İstiklal Marşımızı yazdığı ev de burada ziyaretçilerini beklemektedir. Girişi ücretsiz olan bu küçük müze niteliğindeki evi, yanlış hatırlamıyorsam, akşam 17.00’a kadar ziyaret edebilirsiniz.

Hemen yanında bulunan parkın ismi ise bu büyük şairin adını taşımaktadır, Mehmet Akif Ersoy Parkı. Ayrıca parkın yanında bulunan Tacettin Camii ve Dergâhı, Şehit Muhsin Yazıcıoğlu’nun sağken ziyaret ettiği yerler arasındadır. Ve kendisinin vasiyeti üzerine mezarı buraya yapılmıştır. Ramazan ayında iftardan sonra oldukça hareketli olan Hamamönü’nde iftardan sonra kafelerin fasıl ekibi eşliğinde çaylarınızı kahvelerinizi yudumlayabilirsiniz. Ayrıca Ramazan ayında açılan stantlar pek çok insana da ekmek kapısı olmaktadır. Karacabey Hamamı’nın arka tarafında yer alan konaklarda ise genellikle kına, nişan ve düğün organizasyonları düzenlenmektedir. Ankara’ya yolunuz düşerse mutlaka uğramanızı tavsiye ederim.

Burada gezerken Osmanlı macunu, pamuk şeker, kâğıt helva, elma şekeri alabilirsiniz. Ayrıca yemek için Kerasus Cafe’yi (serpme kahvaltısı ve yemekleri gerçekten güzel), nostaljik bir havada çay içmek için masalara Yeşilçam oyuncularının isimlerinin verildiği Yeşilçam Cafe’yi (benim favorim Tarık Akan Masası), kumda Türk Kahvesi için Tahtakale Kahvecisi’ni, salaş bir çay bahçesi için Sanat Sokağı’nın içerisinde yer alan Hanımeli Çay Bahçesi’ni (kivi çayı mükemmel) tercih edebilirsiniz.

ankara_kalesi_emreakkaya

Hamamönü’nü gezmişken eğer yürümeyi seviyorsanız, arka tarafta bulunan yoldan Ankara Kalesi’ne çıkan tarihi sokağı gezmenizi öneririm. Sağlı sollu nostaljik ve Anadolu’yu anlatan ürünlerin ve hediyelik eşya dükkanlarının bulunduğu bu yokuşa bayılacaksınız. Yokuşun sonunda sizleri Rahmi Koç müzesi karşılıyor, müze kart ile de giriş yapılan bu müzeyi seveceksiniz. Hemen karışında kalenin duvarları sizi selamlıyor. Kale surlarının içerisinde yer alan dükkânlar dışında, sokak kenarlarında bulunan teyzelerden de hediyelik eşyalar alabilirsiniz.

Ayrıca kalenin çocuklarının sizlere sunduğu müzik şölenini Instagram’dan canlı yayın yaparak herkese dinletebilirsiniz. 🙂 Kalenin en uç noktasına çıktığınızda Ankara ayaklarınızın altında… Karnınız ne kadar tok olursa olsun kalenin sokaklarında satılan simitten yemeden buradan gitmeyeceksiniz. Tekrar geldiğimiz yoldan çıkıp kale kapısının önünden sağ taraf aşağıya doğru indiğinizde Türkiye’nin en güzel müzelerinden, Avrupa Müze Ödülü’ne layık görülmüş Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ni görüyorsunuz. Müze gezmeyi sevenlere önerim “Buraya kadar gelmişken bu müzeyi görmeden gitmeyin.” olur. Tarihi Kale sokağında bulunan kafeler de oldukça nostaljik ve ilginizi çekecek nitelikte.

Ankara’nın en eski yerleşim yerlerinden olan Ulus gerçekten gezilmesi gereken bir semt. Günümüzde geceleri burası pek iyi olaylarla anılmasa da gündüzleri hala güvenlidir. Ulus Meydan’da bulunan Atatürk Heykeli şehrin sembollerinden bir tanesidir ve meydanı tüm ihtişamıyla süslemektedir. Ayrıca burada bulunana 1. ve 2. Meclisler yani Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet Müzesi de görülmeden Ankara’dan gidilmemesi gereken yerlerden. Bu müzeleri gezerken bir kez daha anlıyorsunuz ki bu ülke hiç kolay kazanılmadı.

ankara-haci-bayram-camii-turbesi_emreakkaya

Meclislerin bulunduğu hizadan yukarıya doğru devam edip biraz ilerledikten sonra sağa dönünce manevi huzuru bulacağınız Ankara’nın ünlü camilerinden Hacı Bayram Veli Camii ve Türbesi’ne ulaşmış oluyorsunuz. Burada bulunan dükkânlardan sevdiklerinize gül kokulu tespihler, magnetler, takılar ve hurma alabilirsiniz.

Ayrıca pek çok dini kitabı da burada bulmanız mümkün. Caminin avlusu hafta içi ve hafta sonu hep kalabalıktır. Gerçekten Ankara’da huzuru bulabileceğiniz ne güzel yerlerden diyebilirim. Şimdiden ettiğiniz tüm dualar kabul olsun. Burada yemek yiyebileceğiniz mekân olarak Everek Develi Restoran’ı önerebilirim size. Türbenin hemen bitişiğinde bulunan Agustus Tapınağı ise Roma İmparatorluğu’ndan kalma bir tapınak. Yıkılma tehlikesi olduğu için içeri ziyaret edilmiyor. Tapınağın yanında bulunan süs havuzunu sonuna kadar takip edip sağa döndüğünüzde sizleri kafeler ve hediyelik eşya dükkânları karşılıyor.

Ayrıca burada bulunan İzeddin Baba Türbesi’ni de ziyaret edebilirsiniz. Çankırı Caddesi’nde bulunan Roma Hamamı, antik dönemden günümüze kadar uzanan en güzel hamam örneklerinden bir tanesidir. Tabi eğer gerçekten antik döneme merakınız varsa ve böyle yerleri gezmek istiyorsanız ziyaret etmenizi öneririm. Yoksa kardeşlerim gibi “Taş yığınlarını mı gezdiriyorsun bize abla.” diye bir cümle kurabilirsiniz siz de. 🙂

Bunların dışından tarihi pek çok mekâna ve müzeye ev sahipliği yapan Ankara birkaç günde gezilecek bir şehir. Mustafa Kemal Atatürk’ün Anıtkabir’e defnedilmeden önce naşının getirildiği Etnografya Müzesi, Hamamönü’nden kaleye giderken ara sokakta kalan Satranç Müzesi, yine Hamamönü’ne yakın bir noktada bulunan ve her gittiğimde tüylerimin diken diken olmasına sebep olan Ulucanlar Cezaevi Müzesi, MTA Tabiat Tarihi Müzesi, PTT Pul Müzesi vs. aklıma gelen ve ziyaret edilmesi gereken yerler arasındadır. Altınpark (mangal yasak), Göksu, Mogan, Mavi Göl Ankaralıların piknik kaçamaklarını yaptıkları alanlardır. Ulus’ta bulunan Gençlik Parkı ve İstanbul Yolu üzerindeki Ankapark eğlence ve adrenalin arayanların uğrak noktası niteliğindedir.

Ankara’yı pek sevemeyen bir Ankaralı olarak sizlere burayı anlatmaya çalıştım. Şimdiden hoş geldiniz… 🙂

Yazar: Esra GÜRPINAR

/* ]]> */