KARADENİZ'DE NEFES ALIN | Emre Akkaya
Gezi Rehberi

Karadeniz’de Nefes Alın

pokut-yaylasi-yayla-turu_emreakkaya

Yeşille mavinin ahengine ve verdiği huzura doğru bir yolculuk yapalım sizinle. 🙂

            Şarkılarda ve türkülerde hep bahsedilen hırçın dalgaların, sisin, kara dumanın, yaylaların, derelerin güzelliğine daha önce şahit olmuş muydunuz? Bir kısmınız daha önce Karadeniz’i bir veya birkaç kez görmüş olabilir benim gibi; bir kısmınız da henüz görmedi buraları.

“Cennetten Bir Köşe” diye adından bahsettiren Karadeniz; her karış toprağında bir tarih, bir doğa harikası barındıran güzel ülkemde, görülmesi gereken yerler arasında şiddetle tavsiye ettiklerimin başında yer alır.

Batısından doğusuna her karış toprağı ayrı güzel olan Karadeniz için “Batısına hayran; doğusuna hasret kaldığım Karadeniz…” derim ben hep. Çünkü ne kadar giderseniz gidin, 1 hafta sonra özlemeye başlıyorsunuz burayı. Özellikle de benim gibi büyük şehirde yaşayan, daha doğrusu mücadele eden bir insansanız Karadeniz gibi yerlere hep hasret kalıyorsunuz. Şehrin gürültüsünden, kirli havasından uzakta, yeşille mavinin muhteşem dostluğuna hayran kalmamak, hayran kalıp da burayı özlememek mümkün mü?

Bir turizmci gözüyle size asıl anlatmak istediğim Doğu Karadeniz aslında. Özellikle İstanbul ve Ankara gibi büyük şehirler başta olmak üzere, Türkiye’nin her yerinden Nisan-Kasım ayları arasında Doğu Karadeniz’e hemen hemen her gün turlar düzenlenmektedir. Genellikle 1 hafta süren bu turlarda ilk durağınız Samsun olup; Ordu, Giresun, Trabzon, Rize, Artvin ve Batum’u ziyaret edip en son da Amasya’da ufak bir gezinti yaparsınız. Dolu dolu geçen bu turun tadı damağınızda kalacak.

samsun_emreakkaya

Kurtuluş Savaşımızın başladığı Karadeniz’in en gelişmiş kentlerinden birisi olan Samsun’da Bandırma Vapuru ve Atatürk Heykeli’nin başında Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK’ü ve silah arkadaşlarını bir kez daha anıyoruz. Ayrıca şehir merkezinde yer alan arkeoloji müzesi de görülmeye değer müzelerden bir tanesi. Hazır buraya kadar gelmişken Yabancılar Çarşısı veya Rus Pazarı olarak da bilinen çarşıdan alışveriş yapmayı da unutmayalım. Samsun aynı zamanda savaşçı bir topluluk olarak bilinen Amazon Kadınlarının da memleketidir. Kadın ziyaretçilerin sevdiği, erkeklerinse pek sevmediği bu topluluk Samsun’un Terme ilçesinde yaşamlarını sürmüşler, burada savaşmışlar fakat çıktıkları bir seferden bir daha dönememişler. Ülkemizde pek çok ilin ve ilçenin adı Amazonların adından gelmektedir. Hellenistik Döneme ait olduğu bilinen Baruthane Tümülüsleri, Samsun’un en güzel noktalarından birisi olan Amisos Tepesi’nde yer almaktadır. Araçla veya teleferikle çıkılan bu tepede bulunan Tümülüslerin Mithridates sülalesine ait olduğu bilinir ve mezarlardan çıkarılan kalıntılar Samsun Arkeoloji ve Etnografya Müzesi’nde sergilenmektedir. Burada gezinti yaparken mezar odalarının içini görmeniz mümkün. Ve tabi muhteşem manzarayı da unutmayalım. Amisos Tepesi’nden baktığınızda Karadeniz sizi tüm ihtişamıyla karşılıyor. Ayrıca buradan baktığınızda bir tane Amazon ve 2 aslan heykelini görmeniz mümkün.

orduboztepe_emreakkaya

Boztepe’de çay içmeye ne dersiniz? O zaman Ordu’ya doğru gidelim. 🙂 Karadeniz’in sevimli ilçelerinden Ordu’da görülmesi gereken en güzel yerdir Boztepe. Araçla da çıkılabilen bu noktaya, ben teleferikle çıkmanızı öneririm çünkü gerçekten eşsiz bir manzarası var. Tabi burada yüksekten korktuğumu da itiraf etmeliyim. 🙂 Birkaç kez yaptığım teleferik yolculuğunun büyük bir kısmını gözlerimi kapalı olarak geçirsem de arada bir manzaraya bakmışlığım var. Boztepe’de yer alan hediyelik eşya dükkânlarından alacağınız ilk şey rengârenk keşanlar olacak. Özellikle kadın misafirlerimizin dikkatini cezbeden ve Karadeniz’in simgesi haline gelmiş bu keşanlar, tur veya sizin münferit olarak yaptığınız gezi boyunca kadınların saçlarını süsleyecek, erkeklerinde boynunda yerlerini alacak. Boztepe’de yamaç paraşütü yapanları izlemeniz mümkün, gerçekten çok güzel görünüyorlar. Tabi burada yapılacak en güzel aktivite: manzaraya karşı çay içmek.

Giresun Karadeniz’in konum açısından en güzel kenti olabilir çünkü Trabzon’a, Ordu’ya ve Samsun’a yakın.  Eski bir Rum Ortadoks Kilisesi olan Gogora Kilisesi görülmeye değer yerlerden. Günümüzde Giresun Müzesi olarak hizmet veren ve Gogora mevkiinde bulunan bu müze yol üzerinde yer alır ve ulaşımı kolaydır. Müzede Giresun’da ve çevre illerde yapılan arkeolojik kazılardan çıkarılan arkeolojik eserlerle, etnografik eserler sergilenmektedir.  Topal Osman’ı daha önce duymuş muydunuz? Duymadıysanız, araştırmanızı tavsiye ederim. Kurtuluş Savaşı kahramanlarından olan Topal Osman’ın gerçekten etkileyici bir hikâyesi var. Bu hikâyeyi bilenler kendisini Atatürk’ün emriyle Giresun Kalesi’nin en yüksek yerine yaptırılan anıt mezarı başında ziyaret edebilirler. Günümüzde piknik ve mesire alanı olarak kullanılan Giresun Kalesi’nden baktığınızda Doğu Karadeniz’in yaşanılabilir tek adası olan Giresun Adası’nı görebilirsiniz. Karadeniz denilince yaylalardan bahsetmemek olmaz Giresun’a 52 km uzaklıkta bulunan Kümbet Yaylası temiz hava almak isteyenlerin uğrak yeridir. Şehir merkezinin sıcaklığı ve nemi sizi aldatmasın, buraya gelirken yanınızda bir hırka mutlaka bulundurun. Giresun’a gelmişken Fındık ezmesi ve fındık almayı unutmayın.

“Ya yağlı yedun ağzın kayayi ya da mermiden hızli koşaysun.” diye bir cümle duymuş muydunuz? Duyduysanız zaten nerede olduğunuzu bilirsiniz. Duymadıysanız; Trabzon’a hoş geldiniz. 🙂 Şaka bir yana Karadeniz’in iklimi insanı azıcık gergin yapabiliyor. Ama emin olun Karadeniz insanı denizi kadar hırçın, havası kadar sert olsa da doğası kadar güzel. Dobra dobra olmak bu toprakların geninde var. Şunu da söylemeden geçemeyeceğim Trabzonspor bu memleketin büyük zaafı. Hangi takımı tutarsanız tutun buraya gelince anlıyorsunuz Trabzonspor’a olan tutkuyu. Zaten yöredeki çocukların isimleri de size bu konuda kopya veriyor. J Bana Trabzon’u anlat deseler, derim ki: “Hıdırnebi Yaylası’nda Ağustos ayında soba başında battaniyeyle oturmaktır. Beşirli sahilde denize doymaktır. Bir kısmı cami, bir kısmı müze olarak kullanılan Ayasofya’da manzaraya karşı huzur bulmaktır. Sümela’da yeşilin içinde kaybolmak, tarihe tanıklık etmektir. Atatürk köşkünde Büyük Önder’i özlemektir. Hamsinin hasını yemektir. Zigana’da yaşadığım iklim değişikliğidir. Hamsiköy’de sütlacın süt kokusudur. Teyzelerin, amcaların samimiyetidir. Gençlerin delikanlılığıdır. Bordo-Mavi’yi anlamaktır. Kemençeyi duyunca titremektir, horona dâhil olmaktır. Uzungöl’de bisiklet sürmektir. Yolda giderken yanı başımda akan dereye eşlik etmektir. Geçtiğim her ilçede aklıma gelen bir türküdür.” Bir kitap kadar yazabilirim bu şehri. O nedenle burada bırakıyorum; yaşayın ve görün diyorum. 🙂

İşte en çok özlediğim şehir: Rize. Bir kitap da burası için yazabilirim. Tulum sesini ne zaman duysam içim cız eder. Gözlerimi kapatırım ve Fırtına Vadisi’ne giderim; bir laz böreği yerim orada, ardından da şekersiz bir Türk kahvesi içerim. Sonra izlerim Fırtına deresinin gürül gürül akışını. Yeşilin kaç tane tonu olduğunu burada öğrenirim. Türkülerde “Biraktum gidiyorum.” diye bahsedilen Gito Yaylası’nın; “Neden erimez kari?” denilen Samistal Yaylası’nın; dumanın gelip oturduğu Elevit’in; yârinin dudaklarını benzettiği Anzer balının diyarıdır Rize. Hangi mevsimde gidersem gideyim, istisnasız olarak, yağmura yakalandığım bir yerdir Ayder yaylası.  Ama her ne olursa olsun burada yağan yağmurda yürümek kadar güzel bir şey yok. Çayın memleketi olan Rize’de, çayı süzülmüş olarak içemezsiniz. Çay bardağının dibinde mutlaka posa vardır çünkü onlar çayın böyle güzel olduğunu söylerler. “Mıhlama” diye bir sözcük varsa lügatinizde, unutun. Onun orijinali “Muhlama”dır. Normalde tereyağı sevmeyen birisi olarak deli gibi sevdiğim bir Karadeniz yemeğidir. Bu arada laz böreği de bildiğimiz türden tuzlu bir börek değildir; içerisinde muhallebi olan şerbetli bir tatlıdır.

Şimdi biraz sizi ülkemizin kıymetini bilmeye davet ediyorum ve Batum’a götürüyorum. Artvin-Sarp Sınır Kapısı’ndan yürüyerek geçtiğimiz Batum Gürcistan’a bağlı ve Karadeniz turlarında ziyaret edilen yerlerdendir. Bir zamanlar Osmanlı İmparatorluğu’nun elinde olan bu topraklarda, o zamandan günümüze gelebilmiş bir kale mevcut. Bunun dışında küçük bir Türk Mahallesi ve camii var. Burada gezilecek en güzel yer bence Botanik Bahçesi. 5000’de fazla bitki türünün ve yaklaşık 2000 ağacın bulunduğu bu bahçe dünyanın en büyük botanik parklarından bir tanesi. Medea Heykeli, Poseidon Anıtı, Piazza Meydanı, Kavuşamayan Âşıklar Ali ve Nino kentte görülmesi gereken diğer yerlerden. Batum’da armut suyu içmenizi tavsiye ederim, ferahlatıcı bir etkisi var. Haçapuri adını verdikleri yöresel yemeği peynirli pide gibi. Dilerseniz üzerine yumurta da eklettirebilirsiniz. Bizim mantımızdan daha da büyük bir mantıları var ve 1 tane yeseniz doyarsınız. İnsanları hakkında aslında çok da iyi izlenimlerim olmadı dürüst olmak gerekirse. Denizi, Karadeniz olmasına rağmen, sakin ve az dalgalı. Gece hayatı olarak casinolar mevcut ama Kıbrıs’a nazaran oldukça küçük.

Trabzon Sümela manastırı

Yemyeşil Karadeniz’den uzaklaşıp dağlarında arasında kalmış Ferhat ve Şirin’in aşkına şahit olmuş; ayrıca Şehzadeler Diyarı olarak da bilinen, yunanlı filozof ve coğrafyacı Strabon’un kenti Amasya’ya geçiyoruz. Ankara’dan Tokat’a giderken hep geçtiğim bu güzel şehri geç tanıma fırsatı buldum. Kendi halinde küçük ve sevimli bir kent olan Amasya’da Hazeranlar Konağı, II. Bayezid Külliyesi, Kral Kaya Mezarları, Arkeoloji ve Etnografya Müzesi (müzede bulunan 8 tane mumya oldukça dikkat çekici), Amasya Kalesi, Yeşilırmak kenarı yürüyüş yolu görülmesi gereken yerler arasındadır. Amasya’da şehzadelik yapmış Osmanlı hükümdarlarının balmumu heykellerinin yer aldığı Amasya Şehzade Müzesi, ırmak kenarında yer alan eski konaklardan birinin restore edilmesinden sonra ziyaretçileriyle buluşmuştur. Gerçeğe yakın yapılan bu heykellere hayran kalacaksınız. Özellikle Fatih Sultan Mehmet’in burnu benim çok dikkatimi çekmişti. 🙂

İşte böyledir Karadeniz. Aşk yoktur, sevdaluk vardır. Özlemenin en güzel halidir “Göresledum seni.” demek. Tulumu, kemençeyi duyunca dâhil olduğun horonda, ister tanı ister tanıma, sımsıkı tutarsın yanındakinin elini. Diline doladığın bir Karadeniz şarkısında bir kez daha anarsın Kazım KOYUNCU’yu rahmetle. Eğer içinde hissediyorsan Karadenizlisindir, bu topraklarda doğup büyümen gerekmez buralı olmak için.

Fotoğraf makinenizi, spor ayakkabınızı, yağmurluğunuzu, şemsiyenizi hazırlayın, Karadeniz’e gidiyoruz…

Yazar: Esra GÜRPINAR

/* ]]> */