Neden İşaret Dili | Emre Akkaya

Neden İşaret Dili?

NEDEN İŞARET DİLİ

Son zamanlarda popülarite kazanan ve herkesin bir merakla öğrenmeye (?) çalıştığı bir dil var.Ellerin armonik bir şekilde birbiriyle anlam kazandığı, sözlü iletişimden bile hızlı ,şarkı ,türkü çevirileri ile sosyal medya da oldukça dikkat çeken bir dil.

Öncelikle değinmek isterim ki, işin inceliğini kavrayıp amaca uygun kullanılmak istenildiğinde sanıldığı kadar da basit olmayan bir dildir işaret dili. Parmak formlarını kullanarak oluşturulan bir alfabesi, kelimelerin vücut ve el işaretleriyle anlam kazandığı bir sözlüğe sahip.Yani öyle şarkılar çevrilip takipçi kazanmak için basite indirilebilecek bir şey değil, bu dil oldukça dallı budaklı bir konu.

 

İşaret dili İşitme Engelli insanların parmaklarını,ellerini ,vücutlarını,jest ve mimiklerini kullanarak iletişim sağlamak için kullandıkları bir dildir. Bakın iletişimi sağlamak için diyorum bu demek oluyor ki iletişimde bir engel yok. Yani işitme engelli sıfatını aslında kullanmamak gerek.

Engel dediğimiz şey sözlük anlamında “bir işin gerçeklemesini önleyen neden”olarak tanımlanırken ,hani nerede engel! Bu sessiz dili zaten işaret diliyle anlaşan bireyler eğitim hayatlarında öğreniyorlar geriye bize bu dili öğrenmek ve zaten sosyal olarak iletişim de zorlandıkları düzeni bir nebze olsun kolaylaştırmak kalıyor. “Hiçbir engelim yok ben bu dili neden öğreneyim ki” diye düşünenler de azımsanmayacak kadar var ülkemizde maalesef.

Belki klasik olacak ama o derin anlam taşıyan cümleyi hatırlamakta fayda var “Herkes bir engelli adayıdır”. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre dünya nüfusunun %10 u işitme engelli bireylerden oluşuyor.( Bu “engelli “ tabiri kullanmak çok hoşuma gitmese de tanımlamayı yapabilmek için yazıyorum.)Türkiye Özürlüler Araştırması’na göre de Türkiye nüfusunun %12 sinin işitme engelli bireyler olduğu görülüyor. Azımsanmayacak kadar fazla değil mi? Bu bireyler sosyal hayatta kendi içlerinde kullanmış oldukları işaret dilini bilmeyen bireylerle karşılaştıklarında iletişim adına inanılmaz zorluk çekiyorlar.

Ülkeden ülkeye değişen hatta yöresel farklılıkları bile bulunan bu dilde aksan ve lehçelerde bulunmakta. Ayrıca Türk İşaret Dili ve Türkçe’nin gramer yapısı olarak birbirinden farklı iki dil olduğunu da belirtmem gerekir. İşaret dilini kullanan bireylerde kelime sonlarında ekler yokken Türkçe’de bu eklerle cümleler kurarız. Örnek vermek gerekirse “Ben işe gittim” gibi bir cümleyi işaret diline çevirmek istersek”Ben iş gitmek” olarak çeviri yapabiliriz.

Nedeni her kelimenin kendine özgü bir işaretinin olması ve ek olmamasıdır.Türk İşaret Dili (TİD) kökeni aslında oldukça eskiye dayandığını ,Osmanlı Mahkemelerinde bu dilin kullanıldığına dair bilgiler de yer almakta.İlk İşitme Engelliler Okulu Osmanlı döneminde II.Abdülhamit tarafından 1902 de kurulan Yıldız Sağırlar Okulu olduğu ve günümüz TİD temellerinin o zamanlardan atıldığı da çeşitli tarih kaynaklarında geçmektedir.

 

Şu konuya da değinmekte fayda var, işaret dili evet sözsüz bir iletişim sağlıyor ama pandomim ya da parmak hecelemesi değildir.Hele sözsüz tiyatro asla değildir.Sadece el kol hareketlerinden de oluşmaz.Mimik yani yüz ifadesi ve beden hareketlerini de içine alan bir dildir.İşaret diliyle anlaşan bireylerde öncelikle onunla konuşmaya çalıştığımızı fark ettirmemiz gerekir.

Sonuçta sessiz bir dünyası olan biriyle iletişim kurmak hiç o hissi yaşamamış biri için oldukça zordur ve ufakta olsa belli nüanslara dikkat etmek önemlidir.Göz teması kurmalı ,sakin ve yavaş ,işaretleri anlayacağı şekilde iletişimi başlatmamız gerekir.Elbette yazarak ta iletişim sağlayabiliriz bu bireylerle ama işaret dili diye bir kolaylık varken yazmak sizce de saçma değil mi?

 

Detay belki ama oldukça canımı sıkan şu “İŞİTME ENGELLİ” sıfatına da bir yeni tabir bulalım ve diyelim ki “İŞARET DİLİYLE ANLAŞAN BİREYLER” Ortada ne ENGEL kaldı ne de iletişimsizlik. Engel aslında bizim koyduğumuz bir duvar. Bu dili bilen herkes iletişimi zaten sağlıyor ve o engel olarak tanımladığımız şey yok oluyor. Bu dili hakkıyla öğrenmek isteyenler içinde Milli Eğitim Bakanlı’ğı bünyesinde

Hayat Boyu Öğrenme kapsamında Halk Eğitim merkezlerinde alanında uzman kişilerce bu eğitimler veriliyor. Temel eğitim burada verildikten sonra sizlere bu dili benimsemek ve duyarlı bireyler olmak düşüyor.

Yazar:

Birgül ÖZKAN

İŞARET DİLİ EĞİTMENİ ve TERCÜMANI

/* ]]> */